
Yaşamının çalkantılarla dolu, fırtınalı bir döneminden geçmekte olan genç bir gazeteci, bir sabah ağır bir uykudan uyanıp kendine geldiğinde, son iki buçuk aya ilişkin hiçbir şey hatırlayamadığını dehşetle fark eder. Elindeki tek ipucu, küçük bir takvim yaprağının üzerine kendi el yazısıyla aceleyle karalanmış, kısa bir nottan ibarettir. Beklemediği bir anda kendini içinde bulduğu bu kâbustan kurtulmak için, ne zaman ve neyi düşünerek yazdığını hatırlamadığı o notta yer alan isimlerin izini sürmekten başka seçeneği yoktur genç adamın. Bu zorlu yolculukta desteğine güveneceği tek insan da, aynı gazetede birlikte çalıştıkları, çocukluk arkadaşı olacaktır.
Elde edilecek en küçük ipucunun bile büyük değer taşıdığı araştırma, onları önce ülkenin en büyük şirket gruplarından birinin yöneticilerine, ardından da, Çanakkale'deki bir enerji santrali inşaatı sırasında bulunup, özenle gözlerden saklanmış, binlerce yıl öncesine ait, tapınak benzeri, gizemli ve ürkütücü bir yapıya götürür.
Türkiye'nin de içine çekildiği, Ortadoğu'da sahnelenmekte olan yeni bir savaş oyunu; finans, medya ve siyaset dünyasının güçlü isimleri arasındaki derin ittifaklar; liderliğini
En-rava adıyla tanınan bir Türk'ün üstlendiği, gizli bir direniş örgütü; hayatını binlerce yıl önce var olmuş gizemli bir uygarlığın izini sürmeye adayan Yunanlı bir arkeolog ve şarkıları İnternet üzerinden dağıtılıp, dünyanın her yerinde dillerde dolaşmaya başlayan mistik bir müzik grubu, bu büyük bulmacanın parçalarından yalnızca birkaçıdır.
Günbatımı Fandango, her aşamada biraz daha karmaşıklaşan olay örgüsüyle,
Seni Tılsımlar Korur'da başlayan uzun soluklu serüvenin ikinci adımını oluşturuyor.