Ana sayfa arrow Makaleler arrow İklim değişimi ve çokbilmişlik
powered_by.png, 1 kB
İklim değişimi ve çokbilmişlik Yazdır E-Posta
Pazar, 11 Nisan 2004
Makale Sayfa Planı
İklim değişimi ve çokbilmişlik
Sayfa 2

Serdar Turgut'un geçtiğimiz ayın son haftası içinde Akşam gazetesinde yazdığı bir dizi yazı, bugüne dek "gündelik siyaset" ufku ve "paradigmaya teslimiyet" rahatlığı içinde oturduğu yerden sözümona "sağlamcı" ahkâmlar keserek işi götürenlerin kafasını öyle karıştırdı ki, şaşkınlık hâlâ sürüyor. Bazıları, basının en çok sevilen ve okunan yazarının "üfürük işlerle ilgilenmeye başladığı" görüşüyle öyle bir sevindiler ki "açık" buldukları için, içlerinde biriktirdiklerini fırsattan istifade "Marduk bahanesiyle" ortaya çıkarıverdiler.

Dünyanın yakın geleceğiyle ilgili "kıyamet kehanetleri", ancak "düşgücü ve safsata" senaryoları içinde yer bulabilirdi kendine. Hele bu senaryolar Eskiçağ tarihine doğru uzanan kimi muammaların izini sürme eğilimindeyse, düpedüz "zırva" olabilirlerdi; başka bir şey değil. "Sağ cenahtan" meseleye bakanlar, bu teorileri "demode romantizm" içinde görme eğilimindeyken, "sol cenahtan" yaklaşanlar geleneksel yorumu, yani "Bunlar sınıf mücadelesinin dinamiklerini unutturma ve gizleme amacı taşıyan burjuva teraneleridir" klişesini kullanmayı yeğlediler. Bir de, "ne kokar ne bulaşır"lar var ki, onlar da alışılmış tavırlarıyla "sağlamcı ortayol" bulmaya çalıştılar kendilerine: "Bu 2012 öngörüleri ve gezegen iddiaları, fantezidir. Ama dünya gerçekten bir iklim sorunu yaşıyor gibi görünüyor. Bunun nedenlerini ‘uçuk' teorilerde değil, ‘insanın yaptıkları'nda aramak gerekir."

Amcaların ve ablaların kafaları, günlük politikanın ve "kültür gündemi"nin birkaç adım ilerisine basmıyor ya... İçinde yaşadıkları sistemin "baki" olduğuna bir şekilde inanıyorlar ya... Kafamızın üzerinde sallanıp duran paradigmayı sorgulamak yolunda bir çaba harcamaktansa kültürel zekâlarını "aşk ve romans hikayelerine" indirgeyip boş vakitlerinde de festival filmlerinin oynadığı salonların fuayelerinde boy göstermeyi pek seviyorlar ya... Bütün bu çokbilmişlikleriyle, "entelektüel tavrı" denen naneyi,

  • "Sosyalizm out oldu" hükmüyle liberal zıpçıktılığa;
  • "Küreselleşme kaçınılmaz" tespitiyle "konjonktür kuyrukçuluğuna";
  • "Türkiye'nin çağdaşlığa entegrasyonu" geyiğiyle "AB bayraktarlığına";
  • "Teröre karşı ortak duruş şart" illüzyonuyla PNAC teslimiyetçiliğine

bağladılar ya... Her şeyi bunlar biliyor, en "bilimsel", en "ayağı yere basan" bunlar ya... Tam işleri yolunda giderken Serdar Turgut'un "Marduk faktörü"nü de içeren farklı bakışı gündeme getirmesinden fena rahatsız oldular. IQ'ları yettiğince, "son birkaç yıldır olan bitende bir gariplik olduğu"nun farkındalar elbette ama onlar "fanteziler"le ilgilenmeyecekleri ve "hurafe"lere papuç bırakmayacakları için, gerçeği aramaktansa paradigmanın sağladığı şemsiyenin altında uyuklamayı daha "onurlu" buluyorlar.

ABD'nin Irak-Afganistan operasyonuyla ilgili "acilciliği" konusunda, genel kabul gören tezlerin dışında birtakım faktörleri dikkate almayı bile "bilimsel kişiliklerine halel getireceği" kaygısıyla reddediyorlar. Ama şu "afet" meselesi kafalarını karıştırıyor biraz. Ne de olsa, biraz kulak dolgunlukları var, "iklimde birtakım gariplikler" olduğunu az biraz duymuşlar. Eh, "koskoca Pentagon" bile bir şeyler yumurtlamış. Yoksa? Yok canım, olur mu öyle şey. "Küresel ısınma bu. Hani ozon mozon da delindiydi ya, işte onun gibi bir şey. İnsanların kötülüğünden oluyor her şey. Atmosfere karbondioksit salıyor bazı kaka kapitalistler, o yüzden iklim şey ediliyor. Marduk falan palavra canım, ilahi Serdar Turgut! Hatayı insanlarda aramak lazım."

Dedik ya, amcalar ve ablalar "cool" takılmaya bayılıyorlar. Fırsatını bulmuşken, Serdar Turgut'a salvo başlıyor. (Tabii bu arada "cool" olacağım diye, zerre kadar bilgi sahibi olmadığı Maya takvimi konusunda ahkâm kesmeye kalkıp, bunu da yüz yıllık naftalin kokulu kaynaklara yaslanarak yapmak isteyen ve karizmayı çizdirdiğinin farkına bile varmayan köşe yazarları da var.) "Canım olur mu öyle şey, amma yaptın be Serdar!"

Katastrofu bir şekilde hisseden ama "Marduk faktörü"nü duyunca tüyleri diken diken olan "feci bilimsel şahsiyetler"den bazıları, iklim değişimi tehlikesinin de inkâr edilir hali olmadığını bildikleri için, "mevzuyu iklimle sınırlandırırsak façayı bozmayız" diyorlar ve şöyle buyuruyorlar köşelerinde: "İklim değişimi eyvallah, ama bunun sebebi bizleriz. Atmosferi bozuyor, ozonu deliyor, küresel ısınmaya neden oluyoruz."

Böyle dediniz mi, hem bilimselliğinize halel gelmiyor, hem de katastrof tehlikesinin aşikarlığı karşısında bir kelam etmiş oluyorsunuz. Ne şiş yanıyor ne kebap.



Copyright © 2003 - 2004 Burak Eldem - Bütün hakları saklıdır. Bu sitedeki yazılar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Mambo içerik yönetimi yazılımı (v. 4.5.2.1) ile hazırlanmıştır ve asys1.net tarafından host edilmektedir.

Copyright 2000 - 2004 Miro International Pty Ltd. All rights reserved.
Mambo is Free Software released under the GNU/GPL License.